22 Nisan 2009 Çarşamba

IRKÇILIK

Irkçılık Dünya futbolunun son yıllarda en büyük sorunlarından biri haline geldi. İtalya'da son yaşanan olaylar Uefa'yı da harekete geçirdi. Platini artık böyle bir durumla karşılaşılması durumunda maçlara 10 dakika ara verileceğini ve ırkçı haraketlerin sürmesi halinde maçların tatil edileceğini söylüyor. Irkçılığın özellikle de İtalya, İspanya, İngiltere ve Almanya gibi üst düzey liglerde daha çok yaşanması endişe verici bir durum. Avrupa Birliğinde önemli bir yer oluşturan bu ülkelerin halkı bunu yapıyor ama bize 3. sınıf insan gözüyle bakılıyor. Bizim stadlarımızda her şey oluyor ama ırkçılık kavramının var olmadığı bir ülkeyiz. Bu ülke siyahi futbolcuları daha çok sevdi. Geçmişten Amokachi, Okacha, Colibaly gibi bir çok örnek verebiliriz. Yakın zamanda baktığımızda Ahmet Çakar'ın Pascal Nouma'ya zenci futbolcu demesi üzerine, Beşiktaş taraftarı ''Hepimiz zenciyiz'' diye pankart açmıştı. Toparlamak gerekirse, Juventus'u 1998 yılından bu yana sevmem. Apo'yu bahane ederek, İstanbul'a 1 hafta geç gelmişlerdi. Başarı için onlara her yol mübahdır. Yönetim anlayışı taraftara da yansımış. Bide üzerine Balotelli'den özür dilemeyeceklerini açıkladılar. Çalışma Arkadaşım Erbatur Ergenekon'un yazısıyla bitiriyorum.
''Onları ilk gördüğümde "baba bak Beşiktaş" demiştim. Roberto Baggio ordaydı. Ravanelli - Vialli. Hatta Fortunado - Zebina sonra Zidane ve elbette Del Piero. Şampiyonlar Ligi’nde finalde heyecanlandırıyorlardı bizi. Bana duruşu Siyah Beyazdan öğretmişti babam. Duruş, sahi neydi ki duruş dedikleri? Bazı kelimelerle ifade edilebilirdi belki de: Alçakgönüllük, diz üstünde değil ayakların üzerinde yürümek. Kazanmanın her şey olmadığı şey. Bizim sadece takım tutarken değil, hayatın her noktasında sevinmek için sevmediğimiz. Şerefli ikinciliklerin, şampiyonluklardan daha önemli olduğu. Hayatın darbe yemek değil, yediğin darbelere rağmen yürümeye devam etmek olduğu. Juventus'u da bundan sevmiştim ilk görüşte. Dediğim gibi Siyah Beyaz olunca, hemen bir yakınlık duymuştum onlara. İspanya'da Barcelona'yı, İngiltere'de Liverpool'u de Siyah Beyaz’ı bulamadan, o duruşu bularak sevmiştim. Ama Juventus farklıydı onları tanımadan sevmiştim. İtalya özetleri -eskiden böyle her kanalda yayınlanmazken-, oturur onların maçlarını beklerdim. Delle Alpi, sahaya uzak olduğu için üzülürdüm onlar için.
Bir dönem böyle geçti. Ancak önce şike davaları çıktı ortaya. Maçları ayarlayarak kazanmışlardı. kalbim acıdı. Şimdi'de Inter maçında tribünlerin %80'i ırkçı ifadeler içiren tezahüratlar yaptı. Hem de aralıksız. Yıkıldım... Oysa bizim duruşumuzdaki en önemli şeydi "Hepimiz Zenciyiz"'i hissetmek. Demek ki onlara yanlış renkleri vermişler. Beni değil bir çocuğu üzdünüz, oysa renkleriniz siyah beyazdı… Bir de en önemli taraftar grubu drughiler bugün “özür dilemeyeceğiz” diye açıklama yayınladılar. Ne denir ki “O renkler size fazlaymış. Formanızın renklerini değiştirin!”