18 Aralık 2009 Cuma

LIVERPOOL - İSTANBUL DÜELLOSU OLURMU?

İspanyol basını şimdiden ''Rijkaard ve Leo Franco İspanya'ya dönüyor'' diye yazmış. Galatasaray kendisi gibi bir rakiple eşleşti. Atletico Madrid'in hücüm hattı çok iyi olsa da, savunması Galatasaray'ı aratmıyor. La Liga'da 14 maçta 26 gol yediler. Her iki maçında oldukça keyifli geçeceğini düşünüyorum. Ancak Rijkaard'ın Barcelona'da görev yaptığı dönemde, Atletico Madrid maçlarında pek yüzü gülmemiş. Temennimiz bu istatistiği tersine çevirmesi. Galatasaray'ın turu geçmesi halinde, Everton - Sporting Lisbon eşleşmesinin galibiyle oynayacağını hatırlatıp, geçelim Fenerbahçe'ye, Sarı- lacivertlilerin rakibi Lille ise Lig 1'de sezona kötü bir başlangıç yapmasına rağmen, son haftalarda adeta şov yapıyorlar. 15 günde oynadıkları 4 maçta 15 gol atıp, 4 de 4 yaptılar. Sonuçta Fenerbahçe ile şuan oynamayacaklar. Şubat ayında da bu performanslarını sürdüreceklerini sanmıyorum. Yine takımın iki önemli ismi Gervinho ve Chedjou, Afrika Kupasına gidecek. Fenerbahçe'nin rakibini elemesi halinde gazete başlıklarını az çok tahmin edebiliyorum. (Haydi Lille, Lille, Lille yar) Fenerbahçe 3. tura çıkarsa, Liverpool - Urziceni maçının galibiyle oynayacak. Temennim İstanbul'un iki deviyle, Liverpool'un iki devinin 3. turda eşleşmeleri. O zaman belki daha iyi fikir sahibi oluruz Galatasaray - Fenerbahçe derbisiyle ilgili...

BECKHAM'IN DİLEĞİ KABUL OLDU

''Devler Ligi''nde çeyrek finale yükselme mücadelesi verecek 16 takımın kura çekiminin ardından, Inter ile Chelsea, AC Milan ile de Manchester United eşleşmesiyle adeta bir İngiliz-İtalyan çekişmesi yaşanacak. Özellikle Jose Mourinho'nun takımı Inter ile eski takımı Chelsea'nin eşleşmesi en dikkat çeken kuralardan biri oldu. Chelsea ile Inter arasındaki ilk maç İtalya'da oynanacak. Mourinho her türlü şovunu yaptığı Stamford Bridge'e bu kez rakip olarak gidecek. Chelsea'li taraftarların Portekizliyi nasıl karşıayacağı bilinmez ama, eğer Inter bu turu geçemezse, Mourinho'nun Milano havaalanında nasıl karşılanacağını tahmin ediyorum. Bu sezon Serie A şampiyonluğu da onu kurtaramaz. Diğer bir İtalyan - İngiliz çekişmesinde David Beckham'ın dileği kabul oldu. Daha dün ''Manchester United'in çıkmasını istiyorum'' diyen İngiliz yıldız, efsane olduğu kulübe karşı eğer sakatlık yada başka bir problemle karşılaşmazsa, ilk kez forma giyecek. Karim Benzema içinde duygusal bir eşleşme oldu. O da yıldızının parladığı Lyon'a karşı mücadele edecek. Sevilla, Real Madrid, Arsenal, Barcelona, Bordeaux ve Bayern Münih'in çeyrek finale yükseleceğini düşünüyorum. Milan -Manchester United ve Inter - Chelsea maçları her sonuca açık. Şubat ayı çabuk gelsin..

TCHAU ROBERTO CARLOS

Onu bize izleme fırsatı verdiği için, Fenerbahçe yönetimine teşekkür ediyorum. Her ne kadar Fenerbahçe'deki performansı tartışılsa da, tüm zamanların en iyi sol bekini bugün itibariyle uğurluyoruz.
video

17 Aralık 2009 Perşembe

YORUM FARKI

''Bir maçı 6-0 kazanmaktansa, 6 maçı 1 -0 kazanmayı tercih ederim''
''Takımın 2-0 veya 3-0 kazanmasındansa, 6-5 kazanmasını tercih ederim''

16 Aralık 2009 Çarşamba

İTALYAN İŞİ

2002 Dünya Kupası'nda Güney Kore ile İtalya arasında oynanan 3. tur maçını futbolseverler hatırlayacaktır. Hala o maçın Ekvatorlu hakemi Byron Moreno bu günde İtalyanlar tarafından eleştirilmekte. O maçı hatırlayacak olursak,, Güney Kore, 5. dakikada Jung-Hwan Ahn ile penaltı atışından yararlanamamıştı. Moreno tarafından verilen penaltı da çok tartışılmıştı. 18. dakikada Vieri’nin golüyle 1 -0 öne geçen Azzuriler, soyunma odasına 1 -0 önde gidiyordu. Güney Kore, 88. dakikada Ki-Hyeon’un attığı golle maçı uzatmalara taşıdı. İtalya'da 103. dakikada Totti’nin kırmızı kart görmesiyle, oyunun kontrolünü tamamen eline geçiren Uzakdoğu temsilcisi, 116. dakikada Jung-Hwan’ın altın golüyle çeyrek finale yükselmişti. Maç boyunca İtalyanlar aleyhine düdük çalan Byron Moreno İtalya'da gündemi oluşturmuştu. İlginçtir, İtalya'nın başında o dönem, yine hakem maduru olarak Afrika'ya katılamayan İrlanda Milli takımının teknik direktörü olan Giovanni Trapattoni vardı. İtalyan futbolcular, maç sonunda üzüntülerinden ve hakeme karşı olan kızgınlıklarından genelde konuşmak istemezken, ağızlarından çıkan ilk söz "Dünya Kupası’nda utanç verici hakemler görev yapıyor" oluyordu.
Dün akşam Güney Kore'nin Pohang Steelers ile Arjantin'in Estudiantes takımları arasında oynanan Dünya Kulüpler Şampiyonası yarı final maçında aklıma o maç geldi. Karşılaşmayı İtalyan Roberto Rosetti yönetiyordu. Pohang Steelers'tan Jae-won, Jae,sung ve Hwa-yong'a kırmızı kart gösterdi. Bana göre bu kartların ikisi çok ağırdı. Güney Kore ekibi 8 kişi kalınca, 2 -1'lik yenilgi de kaçınılmaz oldu. Rosetti'nin aklı sanki 2002'de kalmış gibiydi. Hesabı da gördü.

10 Aralık 2009 Perşembe

LEHMANN'IN 'ÇİSİ' GELİRSE

Stuttgart'ın Unirea Urziceni'yi 3-1 mağlup ettiği Şampiyonlar Ligi G Grubu karşılaşması sırasında ilginç bir olay yaşandı. Stuttgart'ın kalecisi Jens Lehmann, maç sırasında reklam panolarının arkasına saklanarak tuvalet ihtiyacını giderdi.
Tecrübeli file bekçisi, maçtan sonra yaptığı açıklamada, 40 bin kişinin önünde bunu yapmasının sebebinin maç sırasında "hiç olmadığı kadar gergin olması" olduğunu söyledi.
40 yaşındaki kaleci, tuvalet molası sırasında Unirea atak geliştirince, acilen kalesine dönmek zorunda kaldı.

DEVLER LİGİ -2

Şampiyonlar ligi'nde dün geceye damga vuran isimlerdendi Sinan Bolat. 95'te attığı kafa golüyle takımını Avrupa'da tuttu. Maç boyunca yaptığı kurtarışlarla da maçın adamı seçildi. Blogda kendisinden daha önce bahsetmiştik. 1988 yılında Süper ligde lider olan Kayseri'de doğmuş. Milli takımın önümüzdeki yıllarda Ufuk Ceylan ile birlikte en önemli iki kalecisi olacağını düşünüyorum. Biraz bana Paraguay'ın efsane kalecisi Jose Luis Chilavert'i hatırlatıyor. Dün attığı golden sonraki koşusu Chilavert'in Meksika'ya attığı golden sonra yaptıklarını anımsattı. Tekrar Şampiyonlar ligine dönecek olursak, H grubunda Arsenal'i yenen Olympiakos da adını son 16 takım arasına yazdırdı. Zico, Fenerbahçe'den sonra Devler liginde orta sınıf bir takımla daha gruplardan çıkmayı başardı. Zico'yu gönderip, Aragones'i getiren, olmayınca yeniden Zico öncesine dönen yöneticilere duyurulur.
Inter - Rubin Kazan karşılaşması gecenin sonucunu en çok merak ettiğim maçıydı. Rus ekibi iyi de başladı maça ancak savunma hatasından gelen bir golle, soyunma odasına 1 -0 yenik gittiler. İkinci yarıda Balotelli, bir gün önce Cristiano Ronaldo'nun yaptığını denedi ve başarılı da oldu. Kurban Berdiev'in takımı ilk Şampiyonlar ligi deneyimini, oldukça zor bir grupta olmasına rağmen, iyi bitirdi. 1 galibiyet, 3 beraberlik ve 2 mağlubiyetle 6 puan topladılar. Uefa Avrupa ligi'nde fenerbahçe ve Galatasaray'ın muhtemel rakipleri arasında Rubin Kazan'ın da olduğunu belirtelim ve gruptaki diğer maça geçelim. Barcelona, maçın başında yenik duruma düşmesine rağmen üstün bir oyunla Dinamo Kiev'i 2 -1 yenerek grubu lider bitirdi. Rakibine karşı topa sahip olmada yüzde 75'e, yüzde 25'lik bir oran yakalayan Katalanların geldiği nokta ortada. Bir takım en fazla bu kadar az pas hatasıyla oynayabilir. Hiç şüphe yokki Barcelona bu sezonda Şampiyonlar liginin en büyük favorisi...
Liverpool bu sezon Şampiyonlar ligi'nde sahasında tek galibiyetini Debreceni'ye karşı aldı. O maçı da 1-0 zor kazandılar. Lyon'un ardından, Fiorentina'ya da son dakika golüyle yenildiler. Artık Şubat'tan sonra yoluna Uefa Avrupa liginden devam edecekler. Liverpool da Standart Liege, Atletico Madrid ve Rubin Kazan gibi Galatasaray ve Fenerbahçe'nin muhtemel rakipleri arasında. Fiorentina'dan bahsedecek olursak, Juventus'u elendiği, Milan ve Inter'in de 9 puanla zor çıktığı bir sezonda, bulunduğu grubu 15 puanla zirvede tamamlayarak, önemli bir başarı elde ettiler. Tarihinde ilk kez Şampiyonlar ligine katılan Debreceni ise bu grubu puansız kapattı.
Stuttgart, yeni teknik direktörü Christian Gross'la çıktığı ilk maçta devler liginin flaş takımı Urziceni'yi ilk yarıda bulduğu 3 golle yenerek, Dan Petrescu'nun mucizeyi gerçekleştirmesine izin vermedi. Şampiyonlar liginde kura çekimi 18 Aralık'ta yapılacak.

9 Aralık 2009 Çarşamba

BEŞİKTAŞ TARAFTAR'I, DENİZLİ'Yİ YANILTMADI


''İçimizdeki İrlandalılar''

DEVLER LİGİ -1

Şampiyonlar Ligi'nde 4 grupta maçlar tamamlandı. Gecenin sürprizini Bayern Münih yaptı. Geride bıraktığımız haftasonu Jose Mourinho'nun Inter'ini yenmeyi başaran Juventus, Bavyera ekibinden Torino'da 4 gol yiyince, devler liginin dışında kaldı. Bu gruptaki son maçlar aslında Fenerbahçe ve Galatasaray'ı da yakından ilgilendiriyordu. Liverpool'dan sonra Juventus'un da Uefa Avrupa ligine kalması, turnuvaya Şubat'tan sonra ayrı bir heyecan getirecek. Yeniden Şampiyonlar ligine dönecek olursak, Bordeaux da gruplarda harika bir performans gösterdi. 16 puanla Bayern Münih ve Juventus'un bulunduğu grubu lider bitirdiler. A grubunu puansız ve gol atamadan tamamlayan Maccabi Haifa da tarihe geçti. Şampiyonlar ligi'nde böyle istatistiğe sahip başka takım yok.

B grubunda Manchester United 9 eksikle gittiği Wolfsburg deplasmanında, Owen ve Obertan'ın etkili oyunuyla galip gelmesini bildi. Bosna Hersek'in Portekiz'e elenerek Dünya Kupasına katılamaması, Wolfsburg'u olumsuz etkiledi. Misimoviç ve Dzeko bu takım için çok şey ifade ediyor. Alman ekibi en son galibiyetini Dünya Kupası baraj maçları öncesinde 7 Kasım'da Hoffenheim deplasmanında aldı. Beşiktaş'a gelecek olursak, Mustafa Denizli'nin kadro seçimi yine tartışma konusu. Beşiktaş 15'i lig, 6'sı Şampiyonlar ligi olmak üzere, bu sezon 21 maç oynadı. Bu 21 maçta aynı kadro üst üste 2 kez sahaya çıkmamış. Her teknik adamın rotasyonuna saygımız var ancak her maçta da rotasyon yapılmaz. Birde 21 maçta bir teknik direktör, hala ilk 11'i şekillendiremediyse, ortada bir problem var demektir. Beşiktaş için hala Avrupa ligi şansı var. Uefa 17 Aralık'ta yapacağı toplantıda, Cska aleyhine bir karar verirse, Wolfsburg'a şampiyonlar ligi, Beşiktaş'a da Avrupa ligi şansı doğacak.

C grubunda ise sürpriz olmadı. Real Madrid ve Milan üst tura çıkan takımlar oldular. Real'in Marsilya'yı 3 -1 yendiği maçta Ronaldo'nun frikiği muhteşemdi. Zürih grupta 4 puanını da Milan'dan almasına rağmen sonuncu oldu. Marsilya içinde artık bir gelenek oldu grupta üçüncü olup, Uefa'ya kalmak. 3 sezondur aynı tablo ile karşı karşıyalar.

D grubunda Atletico Madrid için kabus iyi bitti. Beşiktaş 4 puanla Avrupa'ya veda ederken, Atletico Madrid'e Uefa Avrupa ligi için 3 puan yetti. Kuralar çekildiğinde bu grupta birinci Chelsea, ikinci Porto, üçüncü ise Atletico Madrid'in olacağını düşünüyordum. Yanılmadığım için ayrıca mutluyum. Porto için ayrı bir parantez açmak istiyorum. Sezon başı takımın en önemli iki ismi Lucho Gonzales'i Marsilya'ya, Lisandro Lopez'i de Lyon'a satmalarına rağmen, gelenği sürdürdüler. Transfer politikasını Güney Amerika üzerine kuran Jesualdo Ferreira'nın, Lisandro Lopez'in satılmasından sonraki Falcao tercihi kendisini yanıltmadı. Arjantinli golcü gruplarda 3 gole imza attı. Porto'nun transfer politikası gerçekten örnek alınacak cinsten. Lopez ve Lucho Gonzales'den 38 milyon euro bonservis aldılar. Sezon başında transfere sadece 20 milyon euro harcadılar. O kadar futbolcu satmasına rağmen hep zirvede kalmayı başarmaları, istikrardan geçiyor. Tabi burada Jesualdo Ferreira faktörünü de unutmamak lazım.

8 Aralık 2009 Salı

GUTI GALATASARAY'A, NISTELROOY FENER'E

Marca gazetesi Real Madrid'in gözden çıkardığı 8 ismi yazmış. Listede 3 Hollandalı var. Van Nistelroy, Van der Vaart ve Drenthe. 3 de kadroya giremiyor. Milli takımın Dünya Kupası kadrosunda yer almaları için, sürekli oynamaları lazım. Dolayısıyla onlarda ayrılmak istiyor. Pellegrini'nin kafaya taktığı Guti de satış listesinde bulunuyor. Mahamadou Diarra, Gago, Garay ve Dudek diğer isimler. Yarından itibaren Türk basınında, 'GUTI GALATASARAY'A, NISTELROOY FENER'E' diye haberler görebilirsiniz. Gago'yu Everton istiyor. David Moyes bu sezon sakatlıklardan çok çekti. Takımı Premier ligde 15. sırada. Bu transferde mutlaka ısrarcı olacaktır. Van Nistelrooy'un ülkesine döneceini düşünüyorum. Hani Fenerbahçe transfer etse, ikinci yarı en kötü 10 gol atar. Dudek için de Lale devri bitti artık. 36 yaşındaki Polonyalı kaleci, 2-3 yıl daha oynamak istediğini söylüyor. Dudek'i Ocak'tan sonra Bundesliga'da görebiliriz. Van Der Vaart, Drenthe, Guti ve Garay kadrosunu güçlendirmek isteyecek kulüpler için iyi birer alternatif olarak görünüyor. Fenerbahçe ve Galatasaray'a duyurulur.

2 Aralık 2009 Çarşamba

FLORYA'DA PARTİ VAR

Galatasaray yönetimi Pazar gününden itibaren Florya'ya adeta kamp kurdu. Özellikle de Murat Yalçındağ, Haldun Üstünel ve Adnan Sezgin futbolcularla görüşerek, takımın biran önce bu sıkıntılı dönemi atlatmasını için var gücüyle çalışıyorlar. Yönetim, bugünde Panathinaikos maçı öncesi futbolcular ve teknik heyete barbekü partisi verdi. Yukarıda Rijkaard'ın partiden fotoğrafı var. Bana oldukça ilginç geldi. Acaba daha önce hiç döner yemiş midir? diye düşündüm. Fotoğrafta da sanki, ''Benimki soğansız olsun'' der gibi bir hali var.

1 Aralık 2009 Salı

BALLON D'OR'UN YOLU Ş.LİGİ'NDEN GEÇİYOR

2009 Altın Top yani Bollon d'or'un sahibi Messi oldu. Aynı zamanda bu ödülü alan ilk Arjantinli olarak da tarihe geçti. Fazlasıyla hakettiğini de söylemek istiyorum. Ancak son 3 yıla bakıldığında, sanki Ballon d'Or'un sahibini futbolcuların Şampiyonlar ligindeki performansları belirliyor. 2007'de Kaka Milan'la Şampiyonlar ligini kazandı ve ödülü aldı. 2008'de Cristiano Ronaldo Manchester Unted'la devler liginde kupayı kaldırıp, ödülü aldı. 2009'da da Messi aynı şekilde ödülün sahibi oldu.

30 Kasım 2009 Pazartesi

DERBİLERİN ARDINDAN

Barcelona - Real Madrid maçı şüphesiz Dünya'da haftanın maçıydı. Dünya futbolunun en iyi 10 futbolcusundan 5 - 6'sı sahadaydı. Ronaldo'nun yeniden takıma dönmesi, Real taraftarının galibiyet umutlarını arttırmıştı. Bir çok futbolsever, geçen sezon oynanan 6 -2'lik maçı düşünerek, bol gollü bir 90 dakika bekliyordu. Maçın başlarında sabri vari ortalar yapan Dani Alves, 55. dakikada İbra'ya harika bir top çıkardı. İsveçli de gerekeni yaptı. Derbide akılda kalan diğer bir olay ise Guardiola'nın sahaya sürdüğü ilk 11'den 7'sinin Katalan olmasıydı. O Katalanlardan biri vardı ki, Madrid'li futbolcuların golle yaklaştığı dakikalarda kendini topun önüne attı. Tabiki Puyol'dan bahsediyorum. İnsan katalan olunca, birde o takımın kaptanıysanız, rakip de Real Madrid ise ortaya böyle bir mücadele çıkıyor. Ronaldo oyundayken heran gole yakın bir görüntü çizen Real Madrid, Portekizli çıktıktan sonra hücümdaki etkisini de yitirdi. Busquets'in kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalan Barcelona, pas trafiğini bozmayınca, Nou Camp'tan galibiyetle ayrıldı. Geçen sezon rakibini 2 maçta da mağlup eden Katalanlar, seriyi 3'e çıkararak, yeniden zirveye yerleşti. Şimdi Nisan 2010'da oynanacak rövanşı bekleyeceğiz. Son yılların en kötü sezonun geçiren Liverpool, Mersyside'den galibiyetle ayrılmasını bildi. Reina Everton maçında yaptığı kurtarışlarla derbiye damga vurmuş. İkinci golü atan Dirk Kuyt da, takımı adına sahada en çok koşan isim olmuş. Seviyorum bu adamı kaybetmeye tahammülü yok. Her takıma lazım. Galatasaray ve Fenerbahçeli futbolcular da izleseler bu adamı, biraz ilham alırlardı. Hani herkesin özel hayatı vardır. İzin gününde istediğini yapabilir. Buna karışmaya herkes gibi benimde hakkım yok tabi, ama dün oynanan bu maçı Türkiye'den kaç futbolcu izlemişdir sizce? Neyse Liverpool'a dönecek olursak, şampiyonlar ligi'nden elenmelerinin ardından, taraftara bir derbi galibiyeti hediye ettiler. Premier ligde lider Chelsea'nin 13 puan gerisindeler. Beşiktaş gibi bir dönüş yapmaları zor görünüyor. Hani böyle bir dönüş yapsalarda, Chelsea, Galatasaray ile Fenerbahçe'nin üstlendiği rolü kabul etmez. Dünya'nın sayılı derbilerinden olan Olympiakos - Panathinaikos maçı geçmiş yıllara göre olaysız geçti. Uefa Avrupa Ligi'nde Perşembe günü Galatasaray ile karşılaşacak olan Panathinakos, Olympiakos'a fotoğraftaki Konstantinos Mitroglou'nun golleriyle 2 -0 yenildi. Derbiye damga vuran Mitroglou henüz 21 yaşında, Dünya Kupası'nda takip edilecek futbolculardan biri olarak gösteriliyor. Olympiakos ile Panathinakos arasında oynanan son 4 lig maçı berabere bitmişti. Zico'nun takımı önemli bir galibiyet alarak, liderliğe yükseldi. Derbide mağlup ayrılan Ten Cate İstanbul'a sıkıntılı gelecek. Vatandaşı Rijkaard da rahat sayılmaz.

Bayramın 2. günü İtalya'da müthiş bir derbi vardı. Her ne kadar diğer derbilerin gölgesinde kalsa da, Genoa - Sampdoria maçlarının bambaşka bir heyecanı vardır. Derby Della Lanterna yine şaşırtmadı. Olay, kavga, kırmızı kart ve gol, kazanan 3-0'la Genoa oldu.

23 Kasım 2009 Pazartesi

CHRIS KIRKLAND ve CRAIG FORREST'İN KADERİ

Tottenham'ın Wigan'a 9 gol atmasına en çok sevinen şüphesiz Craig Forrest'tir. 4 Mart 1995 yılında oyanan Manchester United İpswich Town maçında 9 gol yiyen Kolombiyalı kaleci, Premier lig tarihinde bir maçta kalesinde en çok gol gören isimdi. O maçı Manchester United 9 -0 kazanmıştı. Chris Kirkland da Tottenham'dan 9 gol yiyerek, Craig Forrest'in rekoruna ortak oldu. Ülkemizde meşhurdur Yaşar Duran, kendisi gibi Fatih Uraz’ın da yine İngiltere’den 8 gol yediğini hatırlatarak, bir anısını da şöyle anlatmıştı: ''Fatih Uraz, aynı zamanda oda arkadaşımdı. Bu maçların ardından o da benim gibi 8 yiyince, Fatih ile yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmez demiştim'' diyor. Forrest de Kirkland'ı arayıp teşekkür etmiştir. Şimdi en azından yanlız değil.

19 Kasım 2009 Perşembe

TANRI'NIN ELİNDEN SONRA, HENRY'NİN ELİ

Dünya Kupası Play-off maçlarına hiç kuşku yokki, Henry'nin eli damga vurdu. Pozisyon hem ofsayt, hemde Henry eliyle düzeltip Gallas'a pası verdi. Zaten inkar etmiyor. Maç sonunda yaptığı açıklamada, ''Evet elime değdi, ancak ben hakem değilim. Hakem düdük çalmadı ben de devam ettim'' dedi. Henry'nin en az 2 maç ceza alması lazım. En azından ülkesinin gruplarda oynayacağı 2 maçta forma giyemez. Fransa'nın, bu futbol ve Domenech'le gruplardan öteye gideceğini de sanmıyorum.
Geceye damga vuran diğer isimlerde, 2 Bochum'lu Zlatko Dedic ve Anther Yahia oldu. Dedic Rusya ağlarını havalandırarak, Slovenya'nın Afrika biletini aldı. Bizim Dünya 3.cüsü oduğunuz 2002'nin ardından, 2010'a katılmayı başardılar.
Anther Yahia ise Mısır'a attığı golle Cezayir'in 24 yıl sonra finallere gitmesini sağladı. Cezayir en son 1986 yılında Meksika'da düzenlenen Dünya kupasına katıldığında Yahia, 4 yaşındaydı. Muhtemelen 'Tanrı'nın eli' olarak anılan 86 Dünya Kupasını hatırlamıyordur. Çalıştırdığı ülkeleri Dünya Kupasına götürmekle ünlü olan Guuıs Hiddink, bu kez hayal kırıklığı yaşadı. Avrupa 3.cüsü olan Türkiye'nin ardından, Avrupa 4.cüsü Rusya'da Afrika'da olmayacak. Son olarak Bosna Hersek'e de değinmek istiyorum. Onları bu kez Zenica'da kurtaramadı. Ancak artık yeteri tecrübeyi kazandılar. 2012 Avrupa Şampiyonasına gideceklerini düşünüyorum.
İşte Haziran'da Afrika'da olacak 32 ülke:
AVRUPA KITASI
Danimarka, Fransa, Yunanistan, Hollanda, Sırbistan, Slovenya, Slovakya, İsviçre, İngiltere, Almanya, İtalya, Portekiz, İspanya
AMERİKA KITASI
Brezilya, Arjantin, Şili, Paraguay, Uruguay, ABD, Meksika, Honduras
ASYA KITASI
Japonya, Güney Kore, Kuzey Kore, Avustralya, Yeni Zelenda
AFRİKA KITASI
Güney Afrika, Cezayir, Fildişi Sahilleri, Nijerya, Kamerun, Gana

18 Kasım 2009 Çarşamba

ARDA DOMUZ GRİBİ OLDU

Sabah saatlerinde Galatasaray İdari Menajeri Cenk Ergun'la görüştüğümde, Arda'nın çok bitkin olduğunu ve Manisaspor maçında oynayamayacağını söylemişti. Sarı - kırmızılı kulüp az önce resmi internet sitesinden yayınladı ve Arda'nın domuz gribi olduğunu doğruladı.
Açıklamada, ''Futbolcumuz Arda Turan’ın burun akıntısı, ateş ve genel halsizlik şikayetleri ile başlayan sağlık sorunu için yapılmış olan testlerinin bugün çıkan sonuçlarında H1N1 test sonucunun pozitif olduğu saptanmıştır. Futbolcumuz konuyla ilgili detaylı olarak bilgilendirilmiş olup, başlanan tedavisine düzenli bir şekilde devam edilmektedir.Sağlık durumu iyi olan ve istirahata alınan kaptanımızın, takımdan ayrı olarak, 23 Kasım Pazartesi gününe kadar özel tedavisine devam edilecektir'' denildi.


Geçtiğimiz haftasonu Frank Rijkaard futbolculara izin vermişti. Arda'da 2 günlük tatilini Roma'da geçirmek için İtalya'ya gitti. Muhtemelen orada virüse yakalandı. Ancak garip olan durum ise bu çocuk ister istemez hep gündem oluyor. Yine uzun bir süre gündemi meşgul edecek. Hakkında yalan yanlış bir sürü şey yazılacak. Arda yine yıpranacak. Bu durumdan kaybeden hem Arda, hemde Galatasaray kulübü olacak. Geçmiş olsun Arda...

16 Kasım 2009 Pazartesi

ORDUSPOR

Sabah saatlerinde De Nigris'in ölüm haberiyle üzülmüştüm. Beni mutlu eden haber Ziraat Türkiye Kupası kura çekiminden geldi. Çok sevdiğim memleketimin takımı Orduspor, kupa'da Galatasaray, Trabzonspor, Ankaragücü ve Denizli Belediyespor'la eşleşti. Galatasaray 10 Ocak 2009'da Ordu'ya gidecek. Yıllardır 1.lige hasret olan Karadenizin bu güzel memleketinde, bugün herkes ayrı bir mutludur. 1978 -79 sezonunda 4 büyük takımı da yenmeyi başaran Mor - menekşeler, kupa'da elense bile, taraftarı mutlu olacaktır. Çünkü uzun yıllar sonra, bir büyük takımı ağırlayacaklar. Bizim oralarda mor menekşe çiçeği oldukça fazla yetişir. Rengini ordan alan Orduspor kupaya renk katacaktır. Şimdi sabırsızlıkla, 10 Ocak'ta oynanacak Galatasaray maçını bekliyorum.

1. Hafta 23 Aralık 2009 Denizli Belediye – Ankaragücü, Galatasaray – Trabzonspor
2. Hafta 10 Ocak 2010 Orduspor – Galatasaray, Trabzonspor – Denizli Belediye
3. Hafta 13 Ocak 2010 Ankaragücü – Trabzonspor, Denizli Belediye – Orduspor
4. Hafta 17 Ocak 2010 Galatasaray – Denizli Belediye, Orduspor – Ankaragücü
5. Hafta 27 Ocak 2010 Trabzonspor – Orduspor, Ankaragücü - Galatasaray


AZTEK MASKELİ ADAM ARTIK YOK

Gaziantepspor transfer etmeseydi, beki de onu tanımayacaktık. Bugün ölüm haberini duyduğumuzda, sıradan bir futbolcunun kalp krizi geçirip, yaşama veda etmesi olarak aklımızda kalacaktı. Ancak bizim 'güzel oyun' dediğimiz futbolun sayesinde onu tanıma fırsatı bulduk. Aklımızda kalan en önemli hareketi ise yukarıdaki fotoğraftır. 18 Ağustos 2007'de Fenerbahçe'ye attığı golün ardından, yüzüne maske takmıştı. Bu hareketinden sonra kart gören De Nigris, Ülkesinde bu tarz gol sevinçlerine kart gösterilmediği için şaşırdığını söylemişti. Bu kez o bizi şaşırttı. Kalbi güzel olan insanlar, Dünya'nın çirkefliğine daha fazla dayanamıyor. De Nigris de onlardan biri olsa gerek.

13 Kasım 2009 Cuma

ŞOV YAPMA AHMET EFENDİ

Ankaragücü'nde yaşanan olayları 3 gündür şaşkınlıkla izliyorum. Hikmet Karaman konusuna fazla değinmeyeceğim, haksızdır haklıdır, doğru yada yanlışları vardır. Hepiniz bu adamları iyi tanıyorsunuz. Günü kurtarma peşinde oldukları için yıllardır Anadolu takımları arasında gidip geliyorlar. Ancak Ankaragücü'nde Vassell'e yapılanlar gerçekten ayıp. Böylesine kariyerli bir ismi Türkiye'ye getiriyorsun, hemde Avrupa'da adı duyulmamış bir kulübe Ankaragücüne transfer ediyorsun ve otel ücretini ödeyemediğin için adamı otelden atıyorlar.
İşin içinde Vassel olunca, İngiliz gazeteleri de bu durumu haber yapmış. Ancak Vassell'in bu duruma rağmen açıklamaları çok ilginç. İngiliz futbolcu, ''Ne oluyor bilmiyorum. Bugün bana otelden ayrılmak zorunda olduğum söylendi. Yöneticiler böyle istemiş. Yanlış bir şey mi yaptığımı sordum. Otel yönetimi tahliye isteminin kulüpten geldiğini söyledi. Gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum. Yöneticilerle bu konuyu hala konuşmadık. Kalbim burada kalmak ve hayranları için futbol oynamak gerektiğini söylüyor. Ama biri bana bugün bu konuyu açıklar herhalde" diyor. Bütün bu olayların ardından Ankaragücü Başkanı Ahmet Gökçek çıkıyor, ''Hikmet hocanın Ankaraspor ve buradan nasıl ayrıldığını anlatmak bana yakışmaz'' diyor. Ahmet efendi senin oraya nasıl başkan olduğunu anlatmakta biz yakışmaz. Basın önünde şov yapacağınıza, önce Vassell'in otel parasını ödeyin.

12 Kasım 2009 Perşembe

BU ÇOCUK KİM?


Daha 8 yaşındayken topa bakışı ve atlayışından belli nasıl bir kaleci olacağı, kimden mi bahsediyoruz. Tabiki Iker Casillas'tan...

11 Kasım 2009 Çarşamba

ENKE...

Onu 10 Ağustos 2003'de oynanan Fenerbahçe - İstanbulspor maçında tanımıştım. Zaten Fenerbahçe macerası 13 gün sürdü. 6 yıl önce İstanbul'dan uğurladığımız bu adamı, şimdi Dünya'dan uğurluyoruz. Görgü tanıklarına göre Enke'nin arabasından inip kendini trenin altına bıraktığı belirtiliyor. Enke'nin 2004 yılında bir kızı olmuştu. Lara ismini verdiği kızının kalbi delikti. 2006 yılında da kızını kaybetti Enke. Şuana kadar birinci derecede hiç bir yakınımı kaybetmedim, nasıl bir piskoloji olduğunu da bilmiyorum ama insanoglu kizinin üzerinden gecip gidemiyor öyle kolay. Bu kez top öyle bir yerden geldi ki, bu golü çıkaramadı. Güzel oyunu sevenlerin başı sağ olsun.

10 Kasım 2009 Salı

ARAGONES CAS'MADAN ÇÖZDÜ

Aragones 1 yıl hiç bişey yapmadan Fenerbahçe'den 4 milyon Euro alacak. Marca gazetesinin haberine göre, Aragones'in Fenerbahçe'deki 2. yılına denk gelen 4 milyon Euroluk maaşının tamamının ödenmesi konusunda avukatı Vicente Montes ile Aziz Yıldırım'ın anlaştığı belirtildi. Böylece Aragones'in Cas'a gitmesine gerek kalmadı. Fenerbahçe Kulübü, Aragones ile birlikte görev yapan yardımcı antrenör Cesar Mendiondo ve kondisyoner Carlos Cascallana'nın da alacaklarını temin edecek. Beşiktaş'ın Del Bosque ve yardımcılarına 7 milyon 961 bin Euro tazminat ödemesinin ardından,, Fenerbahçe de bir başka İspanyol teknik adam Luis Aragones ve yardımcılarına 5 milyon Euro civarında tazminat ödeyecek. Ortada uçup giden 12 milyon Euro var, ancak bir başarı yok. Türk futbolunda yönetim zaafiyeti olduğu açıkça ortadır. Aziz Yıldırım gibi bir başkan böyle bir hataya düşüyorsa, söylenecek fazla birşey kalmamıştır.

ATAM İZİNDEYİZ

"Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk'ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! .. Bu belli. Fakat zekânı unut! .. Daima çalışkan ol..."

3 Kasım 2009 Salı

BARCELONA ALTYAPISI, RIJKAARD VE GALATASARAY

Ajax Dünya Futbolunda altyapının öncüsüdür. Hollanda ekibinin altyapıdan yetiştirip de, Dünya futboluna sunduğu bir çok önemli yıldız sayabiliriz. Ancak son yıllarda Ajax'ın bu konudaki egemenliğini Barcelona devir aldı. Katalan ekibi her sene altyapıdan müthiş oyuncular çıkarıyor. Bu isimler başlıca Xavi, Iniesta, Puyol, Fabregas, Gerard Piquet, Sergio Garcia, Giovanni Dos Santos, Messi ve Bojan Krkiç,,,
İşte o isimlerden biri Puyol, daha 17 yaşındayken...
Geçtiğimiz Mayıs'ta Roma'da oynanan Şampiyonlar ligi finalinde Manchester United'a karşı sahaya çıkan ilk 11'in 7'si altyapıdandı. Bu anlamda Dünya futboluyla Barcelona'nın apayrı bir yerde durduğunu söylemek mümkün. Barcelona, Cruyff'la başlayan futbol devriminin, bugünlerde doruklarda gezinen, kolay kolay hiçbir takımın ulaşamayacağı estetik zenginliği, doyumsuz bir keyifle sunan temsilcisi ve tüm zamanların en görkemli takımı. Bunda hiç şüphe yokki Frank Rıjkaard'ın da çok büyük payı var. Ancak bu sistemin oturması için Katalanlar 15 yıl bekledi. 90'lı yılların başında başlayan bu girişim bu günlerde tavan yapmış durumda...
Iniesta 17. yaş gününü kutluyor.

Bu Çocuklarda Afrika ve Brezilya'dan getirilmiş.
İşte geleceğin yıldız adaylarının yemekhanesi... Bojan Krkiç'in sağ çaprazındaki çocuğu tanıyan varsa yazsın.

Bojan Krkiç Barcelona Futbol Akademisinin önünde arkadaşlarıyla çalışıyor.
Barcelona altyapısından son 10 yılda yetişen oyuncularla bir nostalji yaptık. Şuan ise Jonathan Dos Santos (Giovanni'nin kardeşi) Jeffren Gay Assulin ve Pedro yeni yıldız adayı olarak öne çıkıyor. Futbol adına bütün güzellikleri bizlere sunan Barcelona'nın altyapısını görünce, Rijkaard ve Neeskens'in Galatasaray için ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Ajax ve Barcelona'da önemli işler başarmış ve bu sistemi çok iyi bilen ikilinin, Galatasaray'ı da iyi yerlere taşıyacağını düşünüyorum. Tabiki zamanla,,,