7 Ocak 2010 Perşembe

DARIUS VASSELL'İN ANKARA GÜNLÜĞÜ

8 Aralık
Birşeyler olmaya başladığını hissediyorum. İşler değişiyor, sadece bilmek istediğim iyi mi olacak yoksa kötü mü? Bugün bana Ankaragücü taraftarının artık beni istemediği şeklinde haberler gösterildi . Şimdi annem kaygılandı.

15 Aralık
Burda yaşadığım problemleri ve çıkış yolunu düşünmekten uyuyamıyorum. Yatağımda uzanmış yatıyorum, havalandırma cihazının gürültüsü, stresli düşüncelerin makine dairesini andırıyor, acımasız. Bir hareket planı belirlemem lazım.
16 Aralık
Bugün otelimin önünde bir trafik kazasına şahit oldum. Bir taksi kontrolünü kaybetti ve bir başkanısa çarptı. Şok ediciydi ama burası için pek şaşırtıcı değildi. Odama dönüyorum. Ve bu dili öğrenip öğrenemeyeceğimi düşünüyorum. favori cümlem "bier cay lutfen"

21 Aralık
Bir kaç ay önce bir keçinin kurban edildiğini gördüm. O gün hayvansever olduğumu anladığım gündü. Burda kurban törenleri normal ama hiç benim gibi rahatsız olabilecek insanların varlığını düşünmüyorlar mı? Bunun yardım için yapıldığını biliyorum, acaba daha başka nelerle karşılaşacağım?

2 Ocak
İhtiyacım olan bir araydı. Sevgilim Amani ile nişanlandığımızı duyurmaktan gururluyum. İngiltere'de bıraktığım köpeğimin odasına bir webcam kurdum, yakalandığı hastalık nedeniyle günleri sayılı, belki de bu onu son canlı görüşüm olacak.
Kendimi bir filmde gibi hissediyorum. Ailesi tarafından savaşa gönderilen başrol oyuncusuyum, fonda acıklı bir müzik var, izleyiciler ise patlamış mısırlarını yiyorlar.
Londra'nın soğuk havası, Türkiye'ye dönüşte Ankaragücü atkımı takmam gerektiğini hatırlatıyor. Ama boynuma doladığım atkı biraz sonra çok sıkı geliyor, acaba bu bir metafor mu yoksa ben mi çok hassasım? Atkıyı arabada unutuyorum. Acaba hayranlarımdan biri bana yeni bir atkı gönderebilir mi?

Darius Vassell'in yukarıdaki açıklamaları kendine ait bloğundan. Aslında bu Türkiye'ye gelen bir çok yabancı futbolcunun bulunduğu ruh hali. Vassell'i ayrıca kutluyorum. Futbolu bıraktıktan sonra The Sun'da köşe yazarlığı yapabilir.

18 Aralık 2009 Cuma

LIVERPOOL - İSTANBUL DÜELLOSU OLURMU?

İspanyol basını şimdiden ''Rijkaard ve Leo Franco İspanya'ya dönüyor'' diye yazmış. Galatasaray kendisi gibi bir rakiple eşleşti. Atletico Madrid'in hücüm hattı çok iyi olsa da, savunması Galatasaray'ı aratmıyor. La Liga'da 14 maçta 26 gol yediler. Her iki maçında oldukça keyifli geçeceğini düşünüyorum. Ancak Rijkaard'ın Barcelona'da görev yaptığı dönemde, Atletico Madrid maçlarında pek yüzü gülmemiş. Temennimiz bu istatistiği tersine çevirmesi. Galatasaray'ın turu geçmesi halinde, Everton - Sporting Lisbon eşleşmesinin galibiyle oynayacağını hatırlatıp, geçelim Fenerbahçe'ye, Sarı- lacivertlilerin rakibi Lille ise Lig 1'de sezona kötü bir başlangıç yapmasına rağmen, son haftalarda adeta şov yapıyorlar. 15 günde oynadıkları 4 maçta 15 gol atıp, 4 de 4 yaptılar. Sonuçta Fenerbahçe ile şuan oynamayacaklar. Şubat ayında da bu performanslarını sürdüreceklerini sanmıyorum. Yine takımın iki önemli ismi Gervinho ve Chedjou, Afrika Kupasına gidecek. Fenerbahçe'nin rakibini elemesi halinde gazete başlıklarını az çok tahmin edebiliyorum. (Haydi Lille, Lille, Lille yar) Fenerbahçe 3. tura çıkarsa, Liverpool - Urziceni maçının galibiyle oynayacak. Temennim İstanbul'un iki deviyle, Liverpool'un iki devinin 3. turda eşleşmeleri. O zaman belki daha iyi fikir sahibi oluruz Galatasaray - Fenerbahçe derbisiyle ilgili...

BECKHAM'IN DİLEĞİ KABUL OLDU

''Devler Ligi''nde çeyrek finale yükselme mücadelesi verecek 16 takımın kura çekiminin ardından, Inter ile Chelsea, AC Milan ile de Manchester United eşleşmesiyle adeta bir İngiliz-İtalyan çekişmesi yaşanacak. Özellikle Jose Mourinho'nun takımı Inter ile eski takımı Chelsea'nin eşleşmesi en dikkat çeken kuralardan biri oldu. Chelsea ile Inter arasındaki ilk maç İtalya'da oynanacak. Mourinho her türlü şovunu yaptığı Stamford Bridge'e bu kez rakip olarak gidecek. Chelsea'li taraftarların Portekizliyi nasıl karşıayacağı bilinmez ama, eğer Inter bu turu geçemezse, Mourinho'nun Milano havaalanında nasıl karşılanacağını tahmin ediyorum. Bu sezon Serie A şampiyonluğu da onu kurtaramaz. Diğer bir İtalyan - İngiliz çekişmesinde David Beckham'ın dileği kabul oldu. Daha dün ''Manchester United'in çıkmasını istiyorum'' diyen İngiliz yıldız, efsane olduğu kulübe karşı eğer sakatlık yada başka bir problemle karşılaşmazsa, ilk kez forma giyecek. Karim Benzema içinde duygusal bir eşleşme oldu. O da yıldızının parladığı Lyon'a karşı mücadele edecek. Sevilla, Real Madrid, Arsenal, Barcelona, Bordeaux ve Bayern Münih'in çeyrek finale yükseleceğini düşünüyorum. Milan -Manchester United ve Inter - Chelsea maçları her sonuca açık. Şubat ayı çabuk gelsin..

TCHAU ROBERTO CARLOS

Onu bize izleme fırsatı verdiği için, Fenerbahçe yönetimine teşekkür ediyorum. Her ne kadar Fenerbahçe'deki performansı tartışılsa da, tüm zamanların en iyi sol bekini bugün itibariyle uğurluyoruz.

17 Aralık 2009 Perşembe

YORUM FARKI

''Bir maçı 6-0 kazanmaktansa, 6 maçı 1 -0 kazanmayı tercih ederim''
''Takımın 2-0 veya 3-0 kazanmasındansa, 6-5 kazanmasını tercih ederim''

16 Aralık 2009 Çarşamba

İTALYAN İŞİ

2002 Dünya Kupası'nda Güney Kore ile İtalya arasında oynanan 3. tur maçını futbolseverler hatırlayacaktır. Hala o maçın Ekvatorlu hakemi Byron Moreno bu günde İtalyanlar tarafından eleştirilmekte. O maçı hatırlayacak olursak,, Güney Kore, 5. dakikada Jung-Hwan Ahn ile penaltı atışından yararlanamamıştı. Moreno tarafından verilen penaltı da çok tartışılmıştı. 18. dakikada Vieri’nin golüyle 1 -0 öne geçen Azzuriler, soyunma odasına 1 -0 önde gidiyordu. Güney Kore, 88. dakikada Ki-Hyeon’un attığı golle maçı uzatmalara taşıdı. İtalya'da 103. dakikada Totti’nin kırmızı kart görmesiyle, oyunun kontrolünü tamamen eline geçiren Uzakdoğu temsilcisi, 116. dakikada Jung-Hwan’ın altın golüyle çeyrek finale yükselmişti. Maç boyunca İtalyanlar aleyhine düdük çalan Byron Moreno İtalya'da gündemi oluşturmuştu. İlginçtir, İtalya'nın başında o dönem, yine hakem maduru olarak Afrika'ya katılamayan İrlanda Milli takımının teknik direktörü olan Giovanni Trapattoni vardı. İtalyan futbolcular, maç sonunda üzüntülerinden ve hakeme karşı olan kızgınlıklarından genelde konuşmak istemezken, ağızlarından çıkan ilk söz "Dünya Kupası’nda utanç verici hakemler görev yapıyor" oluyordu.
Dün akşam Güney Kore'nin Pohang Steelers ile Arjantin'in Estudiantes takımları arasında oynanan Dünya Kulüpler Şampiyonası yarı final maçında aklıma o maç geldi. Karşılaşmayı İtalyan Roberto Rosetti yönetiyordu. Pohang Steelers'tan Jae-won, Jae,sung ve Hwa-yong'a kırmızı kart gösterdi. Bana göre bu kartların ikisi çok ağırdı. Güney Kore ekibi 8 kişi kalınca, 2 -1'lik yenilgi de kaçınılmaz oldu. Rosetti'nin aklı sanki 2002'de kalmış gibiydi. Hesabı da gördü.

10 Aralık 2009 Perşembe

LEHMANN'IN 'ÇİSİ' GELİRSE

Stuttgart'ın Unirea Urziceni'yi 3-1 mağlup ettiği Şampiyonlar Ligi G Grubu karşılaşması sırasında ilginç bir olay yaşandı. Stuttgart'ın kalecisi Jens Lehmann, maç sırasında reklam panolarının arkasına saklanarak tuvalet ihtiyacını giderdi.
Tecrübeli file bekçisi, maçtan sonra yaptığı açıklamada, 40 bin kişinin önünde bunu yapmasının sebebinin maç sırasında "hiç olmadığı kadar gergin olması" olduğunu söyledi.
40 yaşındaki kaleci, tuvalet molası sırasında Unirea atak geliştirince, acilen kalesine dönmek zorunda kaldı.