24 Ocak 2009 Cumartesi

SİVAS - GALATASARAY

Ümit Karan'ın gördüğü kırmızı kart dışında ilk yarı oldukça sakindi. Sivas'da zemin gerçekten çok kötü,, iki takımın da ilk yarıda kayda değer pozisyonu yok. Ancak sarı - kırmızılıların ikinci yarı işi çok zor. 1o kişi bu zeminde kazanmak kolay olmayacak. Sivaslıların takımlarına güveni tam. 0 derecede 19 Eylül stadını doldurmuşlar. Biraz da Bülent Uygun inansa takım şampiyon olur. Bugün maç başlamadan Galatasaray'ın savunmasında Emre'nin yanında kimin oynayacağını merak ediyordum, Skibbe Hakan Balta'ya görev vermiş. Hakan Manisa'dayken de bu mevkide bir çok kez oynamıştı. Zaten ilk yarı boyunca da Mehmet Yıldız ve Thum karşısında oldukça iyiydi. Galatasaray orta sahası Sivas'ın ataklarını başlamadan kesiyor. Volkan ve Sabri kanatları, Ayhan, Mehmet Topal ve Barış'da orta sahada rakibe top yaptırmıyor.

İkinci yarı Balili'nin girmesiyle Sivasspor 10 kişi kalan rakibinin üzerine daha fazla gidiyordu. Nitekim Balili'nin soldan taşıdığı 2 top ve 2 gol 3 puanı getirdi. Aslında Galatasaray da o kadar kötü değildi ancak bu zeminde 10 kişi oynamak kolay değil. Üstelik Lincoln, Kewell, Nonda'nın yokluğunda Baros'dan da yararlanamadı. Birde buna kaptan Ümit Karan'ın sorumsuzluğu eklenince mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Böylece Galatasaray ikinci yarıya kötü bir başlangıç yapmış oldu. Sivasspor için ise söyleyecek fazla bişey yok. Şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu bir kez daha gösterdiler. Ancak maç sonu Bülent Uygun Lig tv'ye verdiği demeç yine beni şaşkına çevirdi. Her defasında aynı şeyleri tekrarlıyor. ''Bir avuç Anadolu insanın ne yapabileceğini gösterdik. Kadromuz kısıtlı olmasına rağmen iyi gidiyoruz'' Bu kadar olmaz. Her defasında sanki ''BACK'' tuşuna basıyor. Sardır sardır dinle...

Heyecanlı bir ikinci yarı bizleri bekliyor. İlk yarının sonrasında Kulüpler Birliği toplanmış ve hakemlerimizin 'arkasındayız' demişti. İnşallah bu söylediklerini unutmazlarda hakemlerin az konuşulduğu, ortamın gerilmediği ve futbolun ön plana çıktığı bir lig izleriz.

23 Ocak 2009 Cuma

DINO DRPIC'İN MAKSİMİR FANTEZİSİ

Dino Drpic ismini ilk kez bundan bir yıl önce Beşiktaş'ın transfer etmesiyle duymuştuk. Ancak siyah - beyazlı takım 2006 yılındaki Hajduk Split maçından sonra şortunu indirip eşine küfür eden rakip takım taraftarlarına poposunu gösteren Drpic’in transferinden vazgeçmişti. Beşiktaş'ta bu gelişme üzerine Drpic'in takım arkadaşı Gordon Schildenfeld'i transfer etmişti.
Hırvat ekibi Dinamo Zagreb'in skandallarıyla ünlü 27 yaşındaki savunma oyuncusu Dino Drpic, karıştığı bir olayla yine manşetlere çıkmayı başardı. Drpic'in playboy sevgilisi Nives Celzijus, Sırbistan'da katıldığı bir şov programında inanılmaz bir itirafta bulundu. Celzijus, Drpic'le birlikte bir maçın ardından sahanın ortasında seks yaptıklarını söyledi. Celzijus konuyla ilgili olarak yaptığı açılamada, "Dino stadyum görevlileriyle anlaştı ve stadyumun ışıklarını bize doğru çevirtti. Ve sonunda, sahanın ortasında seks yapma rüyasını gerçekleştirdi. Çok ahlaksızcaydı" dedi. 27 yaşındaki model, olayın 2006 yılında İngiltere'yle Hırvatistan arasında oynanan ve Hırvatların 2-0 kazandığı 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri maçından sonra, Maksimir Stadyumu'nda gerçekleştiğini de söyledi. 40 bin kişilik Maksimir stadı bir çok önemli maça evsahipliği yapmıştı ancak bu günlerde Drpic'in fantezisiyle anılıyor.

KÜFÜRBAZ MOURINHO

"Milyon dolar kazanan insanlar üzerlerinde baskı hissetmez" diyecek kadar gerçekçi, "Dünyanın en iyi teknik direktörü ben değilim ama benden daha iyisinin olduğunu sanmıyorum" diyecek kadar megaloman bir isim Jose Mourinho... Futbol dünyasının en güzel malzeme veren aktörlerinden biri olan İnter Teknik direktörünün Atalanta yenilgisinin ardından çılgına döndüğünü İtalya basını yazıyor. Maçın ardından hızını alamayan Portekizli soyunma odasında oyuncularına "Hepiniz bok yığınısınız. Hepinize lanet olsun" diye bağırmış. Aslında bizim medyaya Jose Mourinho gibi hergün malzeme çıkaracak biri lazım. 70 yaşına kadar yaşarsa Fenerbahçe getirebilir.

İSPANYA PAPARAZZİSİNİN GÜNDEMİ ''DANIEL GUIZA''

Fenerbahçe'nin golcü futbolcusu Daniel Güiza'nin geçtiğimiz ay sevgilisi Nuria Bermudez'den ayrılması, paparazzi basınının halk arasında yakından takip edildiği İspanya'da tartışma konusu oldu. İspanyol özel televizyon kanallarındaki paparazzi programlarında Nuria ile Güiza'nın ayrılma sebepleri üzerine polemikler yapılırken, İspanyol futbolcudan bir çocuğu olan Nuria'nın, Güiza'nın kendisini aldatmasından dolayı ayrıldığı iddia ediliyor. Tartışmalar en çok Güiza'nın ailesi ile Nuria arasında yaşanırken, Antena 3 kanalındaki bir paparazzi programına katılan Güiza'nın annesi Josefa, ''Onun boğazını keseceğim'' dediği Nuria'yı ''yalancı olmak ve oğlunu çalmakla'' suçladı. Anneannesinin ölümünden dolayı canlı yayına katılamadığı belirtilen Nuria'nın gelecek günlerde programa gelerek, Güiza'dan ayrılmasındaki gerçeği anlatacağı da açıklandı. Tartışmalarda Güiza'nın Nuria'dan ayrıldıktan sonra yeni sevgilisinin, ailesinin yaşadığı Jerez kentinden 20 yaşındaki bir kız olduğu ileri sürüldü. Bu arada tartışmalara Güiza'nın eski karısı olan ve İspanyol futbolcudan bir çocuğu olan Rocio Aranda da katıldı. Televizyona demeç veren Aranda, Güiza'nın yeni sevgilisini tanıdığını ve Nuria'nın neler yaşadığını çok iyi anladığını söyleyerek, ''Güiza, doğası gereği sadık olmayan bir adam. Artık biraz baba olsun, olgunlaşsın ve bu işleri bıraksın'' dedi.
Kimsenin özel hayatı hakkında yorum yapmayı sevmem ama yaşadıkları İspanyol golcünün futbolunu olumsuz etkiliyor. Fenerbahçe taraftarı ikinci yarıda Guiza'dan fazla birşey beklmesin.

22 Ocak 2009 Perşembe

CARLOS'DAN KOLBASTI

Fenerbahçe'nin dün yaptığı antrenmanda Roberto Carlos şovu vardı. Brezilyalı yıldız idmanda açma ve germe yapıldığı sırada yaptığı bu dans takım arkadaşlarınca alkışlandı. Medya mensuplarının Trabzonsporlu futbolcuların yaptığı kolbastı oyununa benzettiği dansta Roberto Carlos'un takım arkadaşı Selçuk'u taklit ettiği ortaya çıktı.
Ancak Carlos'un bu haraketi Trabzonlu olan Mehmet Akçay arkadaşımı oldukça kızdırmış. Pazar günü Kolbastıyı görecek diyor. Eğer Trabzonspor Fenerbahçe'yi yenerse Pazartesi günkü gazete başlıklarını az çok tahmin edebiliyorum.

20 Ocak 2009 Salı

ARDA ''AVRUPA YOLCUSU KALMASIN''

Arda Turan'ın Galatasaray dergisinin Aralık ayı sayısına verdiği röpörtajdan...

''Benim açıkçası ne kadar Galatasaraylı olduğum belli. Fakat büyük konuşmuyorum Ama Galatasaray’dan başka Türk takımı; Allah bana o günleri göstermesin diyorum. Avrupa’da oynama isteğim de var. Galatasaray’da çok güzel bir şampiyonluk yaşadım. Bu sezon UEFA Kupası’nda final hedefliyoruz. Eğer o başarıyı yakalarsak, o zaman Avrupa’ya kesin gitmeyi düşünebilirim. Tabii bir de şu var. Gelen teklifte tabii ki kararı da kulübüm verecek. Kulüp “tamam Arda gidebilirsin” derse, ben o zaman anlaşırım''

''Ben çok iyi Galatasaraylıyım. Galatasaray kaybettiğinde tribündeki Galatasaraylı kadar, belki de daha fazla üzülürüm. Arif Erdem, Hakan Şükür, Bülent Korkmaz, hepsinden çok etkilendim. UEFA Kupası kadrosu benim hayalimdi. Oradaki her futbolcu benim için örnek teşkil etti. Türk futboluna hiç yaşatılmayan bir şey yaşattılar. Hepsi benim için özel adamlar. Benden bir istekleri olsa da yapsam diye heveslenirim. Çünkü onlar benim kahramanlarım. Onlar sahadayken, ben kenarda top topluyordum. Top toplamak için her maça gitmek isterdim. Zaten benim fotoğraflarım var. Hagi gol atıyor, arkada sevinen bir çocuk var. İşte o benim. Ben bir Galatasaraylıyım''

KAKA MILANO'DA KALDI

Para kimine gör herşey, kimine gör çok şey, kimine göre ise hiç birşeydir. Milan ve Kaka için hiç bir şey ifade etmedi. Arapların parası Kaka'yı almak için yetmedi. Milan'ın Brezilyalı yıldızı , Manchester City'nin rekor düzeydeki transfer teklifini geri çevirerek, AC Milan'da kalma kararını, bol bol dua ederek aldığını söyledi. Dindar bir Protestan olarak da tanınan 26 yaşındaki Kaka, ''Manchester City'e gitmek, büyük bir projenin başlangıcı olabilirdi ama ben, son günlerde bol bol dua ederek, benim için hangi takımın daha hayırlı olacağını anlamaya çalıştım. Sonuçta burada kalmaya karar verdim'' dedi.
Bu transferin gerçekleşmemesi beni oldukça mutlu etti. Futboldan anlamayan, ne istediklerini bilmeyen bu adamlara birinin dur demesi lazımdı. Craig Bellamy gibi 30 yaşına gelmiş bir oyuncuya 20 milyon Euro bonservis verenlerin futboldan anladıklarından şüphe duyarım. Berlusconi gibi paraya zaafı olan birinin Kaka'yı satmamasına da şaşırdım. Üzüldüğüm nokta ise Mark Hugges'un teknik direktörlük kariyeri... Ne isterse alıyolar. Tabii Kaka'yı alamdılar ama listede bir çok isim var. Hugges City'den ayrılınca eğer daha büyük bir kulübün başına geçmezse oldukça sıkıntı yaşar. Bolluk içinde yüzüyor.