9 Aralık 2009 Çarşamba

BEŞİKTAŞ TARAFTAR'I, DENİZLİ'Yİ YANILTMADI


''İçimizdeki İrlandalılar''

DEVLER LİGİ -1

Şampiyonlar Ligi'nde 4 grupta maçlar tamamlandı. Gecenin sürprizini Bayern Münih yaptı. Geride bıraktığımız haftasonu Jose Mourinho'nun Inter'ini yenmeyi başaran Juventus, Bavyera ekibinden Torino'da 4 gol yiyince, devler liginin dışında kaldı. Bu gruptaki son maçlar aslında Fenerbahçe ve Galatasaray'ı da yakından ilgilendiriyordu. Liverpool'dan sonra Juventus'un da Uefa Avrupa ligine kalması, turnuvaya Şubat'tan sonra ayrı bir heyecan getirecek. Yeniden Şampiyonlar ligine dönecek olursak, Bordeaux da gruplarda harika bir performans gösterdi. 16 puanla Bayern Münih ve Juventus'un bulunduğu grubu lider bitirdiler. A grubunu puansız ve gol atamadan tamamlayan Maccabi Haifa da tarihe geçti. Şampiyonlar ligi'nde böyle istatistiğe sahip başka takım yok.

B grubunda Manchester United 9 eksikle gittiği Wolfsburg deplasmanında, Owen ve Obertan'ın etkili oyunuyla galip gelmesini bildi. Bosna Hersek'in Portekiz'e elenerek Dünya Kupasına katılamaması, Wolfsburg'u olumsuz etkiledi. Misimoviç ve Dzeko bu takım için çok şey ifade ediyor. Alman ekibi en son galibiyetini Dünya Kupası baraj maçları öncesinde 7 Kasım'da Hoffenheim deplasmanında aldı. Beşiktaş'a gelecek olursak, Mustafa Denizli'nin kadro seçimi yine tartışma konusu. Beşiktaş 15'i lig, 6'sı Şampiyonlar ligi olmak üzere, bu sezon 21 maç oynadı. Bu 21 maçta aynı kadro üst üste 2 kez sahaya çıkmamış. Her teknik adamın rotasyonuna saygımız var ancak her maçta da rotasyon yapılmaz. Birde 21 maçta bir teknik direktör, hala ilk 11'i şekillendiremediyse, ortada bir problem var demektir. Beşiktaş için hala Avrupa ligi şansı var. Uefa 17 Aralık'ta yapacağı toplantıda, Cska aleyhine bir karar verirse, Wolfsburg'a şampiyonlar ligi, Beşiktaş'a da Avrupa ligi şansı doğacak.

C grubunda ise sürpriz olmadı. Real Madrid ve Milan üst tura çıkan takımlar oldular. Real'in Marsilya'yı 3 -1 yendiği maçta Ronaldo'nun frikiği muhteşemdi. Zürih grupta 4 puanını da Milan'dan almasına rağmen sonuncu oldu. Marsilya içinde artık bir gelenek oldu grupta üçüncü olup, Uefa'ya kalmak. 3 sezondur aynı tablo ile karşı karşıyalar.

D grubunda Atletico Madrid için kabus iyi bitti. Beşiktaş 4 puanla Avrupa'ya veda ederken, Atletico Madrid'e Uefa Avrupa ligi için 3 puan yetti. Kuralar çekildiğinde bu grupta birinci Chelsea, ikinci Porto, üçüncü ise Atletico Madrid'in olacağını düşünüyordum. Yanılmadığım için ayrıca mutluyum. Porto için ayrı bir parantez açmak istiyorum. Sezon başı takımın en önemli iki ismi Lucho Gonzales'i Marsilya'ya, Lisandro Lopez'i de Lyon'a satmalarına rağmen, gelenği sürdürdüler. Transfer politikasını Güney Amerika üzerine kuran Jesualdo Ferreira'nın, Lisandro Lopez'in satılmasından sonraki Falcao tercihi kendisini yanıltmadı. Arjantinli golcü gruplarda 3 gole imza attı. Porto'nun transfer politikası gerçekten örnek alınacak cinsten. Lopez ve Lucho Gonzales'den 38 milyon euro bonservis aldılar. Sezon başında transfere sadece 20 milyon euro harcadılar. O kadar futbolcu satmasına rağmen hep zirvede kalmayı başarmaları, istikrardan geçiyor. Tabi burada Jesualdo Ferreira faktörünü de unutmamak lazım.

8 Aralık 2009 Salı

GUTI GALATASARAY'A, NISTELROOY FENER'E

Marca gazetesi Real Madrid'in gözden çıkardığı 8 ismi yazmış. Listede 3 Hollandalı var. Van Nistelroy, Van der Vaart ve Drenthe. 3 de kadroya giremiyor. Milli takımın Dünya Kupası kadrosunda yer almaları için, sürekli oynamaları lazım. Dolayısıyla onlarda ayrılmak istiyor. Pellegrini'nin kafaya taktığı Guti de satış listesinde bulunuyor. Mahamadou Diarra, Gago, Garay ve Dudek diğer isimler. Yarından itibaren Türk basınında, 'GUTI GALATASARAY'A, NISTELROOY FENER'E' diye haberler görebilirsiniz. Gago'yu Everton istiyor. David Moyes bu sezon sakatlıklardan çok çekti. Takımı Premier ligde 15. sırada. Bu transferde mutlaka ısrarcı olacaktır. Van Nistelrooy'un ülkesine döneceini düşünüyorum. Hani Fenerbahçe transfer etse, ikinci yarı en kötü 10 gol atar. Dudek için de Lale devri bitti artık. 36 yaşındaki Polonyalı kaleci, 2-3 yıl daha oynamak istediğini söylüyor. Dudek'i Ocak'tan sonra Bundesliga'da görebiliriz. Van Der Vaart, Drenthe, Guti ve Garay kadrosunu güçlendirmek isteyecek kulüpler için iyi birer alternatif olarak görünüyor. Fenerbahçe ve Galatasaray'a duyurulur.

2 Aralık 2009 Çarşamba

FLORYA'DA PARTİ VAR

Galatasaray yönetimi Pazar gününden itibaren Florya'ya adeta kamp kurdu. Özellikle de Murat Yalçındağ, Haldun Üstünel ve Adnan Sezgin futbolcularla görüşerek, takımın biran önce bu sıkıntılı dönemi atlatmasını için var gücüyle çalışıyorlar. Yönetim, bugünde Panathinaikos maçı öncesi futbolcular ve teknik heyete barbekü partisi verdi. Yukarıda Rijkaard'ın partiden fotoğrafı var. Bana oldukça ilginç geldi. Acaba daha önce hiç döner yemiş midir? diye düşündüm. Fotoğrafta da sanki, ''Benimki soğansız olsun'' der gibi bir hali var.

1 Aralık 2009 Salı

BALLON D'OR'UN YOLU Ş.LİGİ'NDEN GEÇİYOR

2009 Altın Top yani Bollon d'or'un sahibi Messi oldu. Aynı zamanda bu ödülü alan ilk Arjantinli olarak da tarihe geçti. Fazlasıyla hakettiğini de söylemek istiyorum. Ancak son 3 yıla bakıldığında, sanki Ballon d'Or'un sahibini futbolcuların Şampiyonlar ligindeki performansları belirliyor. 2007'de Kaka Milan'la Şampiyonlar ligini kazandı ve ödülü aldı. 2008'de Cristiano Ronaldo Manchester Unted'la devler liginde kupayı kaldırıp, ödülü aldı. 2009'da da Messi aynı şekilde ödülün sahibi oldu.

30 Kasım 2009 Pazartesi

DERBİLERİN ARDINDAN

Barcelona - Real Madrid maçı şüphesiz Dünya'da haftanın maçıydı. Dünya futbolunun en iyi 10 futbolcusundan 5 - 6'sı sahadaydı. Ronaldo'nun yeniden takıma dönmesi, Real taraftarının galibiyet umutlarını arttırmıştı. Bir çok futbolsever, geçen sezon oynanan 6 -2'lik maçı düşünerek, bol gollü bir 90 dakika bekliyordu. Maçın başlarında sabri vari ortalar yapan Dani Alves, 55. dakikada İbra'ya harika bir top çıkardı. İsveçli de gerekeni yaptı. Derbide akılda kalan diğer bir olay ise Guardiola'nın sahaya sürdüğü ilk 11'den 7'sinin Katalan olmasıydı. O Katalanlardan biri vardı ki, Madrid'li futbolcuların golle yaklaştığı dakikalarda kendini topun önüne attı. Tabiki Puyol'dan bahsediyorum. İnsan katalan olunca, birde o takımın kaptanıysanız, rakip de Real Madrid ise ortaya böyle bir mücadele çıkıyor. Ronaldo oyundayken heran gole yakın bir görüntü çizen Real Madrid, Portekizli çıktıktan sonra hücümdaki etkisini de yitirdi. Busquets'in kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalan Barcelona, pas trafiğini bozmayınca, Nou Camp'tan galibiyetle ayrıldı. Geçen sezon rakibini 2 maçta da mağlup eden Katalanlar, seriyi 3'e çıkararak, yeniden zirveye yerleşti. Şimdi Nisan 2010'da oynanacak rövanşı bekleyeceğiz. Son yılların en kötü sezonun geçiren Liverpool, Mersyside'den galibiyetle ayrılmasını bildi. Reina Everton maçında yaptığı kurtarışlarla derbiye damga vurmuş. İkinci golü atan Dirk Kuyt da, takımı adına sahada en çok koşan isim olmuş. Seviyorum bu adamı kaybetmeye tahammülü yok. Her takıma lazım. Galatasaray ve Fenerbahçeli futbolcular da izleseler bu adamı, biraz ilham alırlardı. Hani herkesin özel hayatı vardır. İzin gününde istediğini yapabilir. Buna karışmaya herkes gibi benimde hakkım yok tabi, ama dün oynanan bu maçı Türkiye'den kaç futbolcu izlemişdir sizce? Neyse Liverpool'a dönecek olursak, şampiyonlar ligi'nden elenmelerinin ardından, taraftara bir derbi galibiyeti hediye ettiler. Premier ligde lider Chelsea'nin 13 puan gerisindeler. Beşiktaş gibi bir dönüş yapmaları zor görünüyor. Hani böyle bir dönüş yapsalarda, Chelsea, Galatasaray ile Fenerbahçe'nin üstlendiği rolü kabul etmez. Dünya'nın sayılı derbilerinden olan Olympiakos - Panathinaikos maçı geçmiş yıllara göre olaysız geçti. Uefa Avrupa Ligi'nde Perşembe günü Galatasaray ile karşılaşacak olan Panathinakos, Olympiakos'a fotoğraftaki Konstantinos Mitroglou'nun golleriyle 2 -0 yenildi. Derbiye damga vuran Mitroglou henüz 21 yaşında, Dünya Kupası'nda takip edilecek futbolculardan biri olarak gösteriliyor. Olympiakos ile Panathinakos arasında oynanan son 4 lig maçı berabere bitmişti. Zico'nun takımı önemli bir galibiyet alarak, liderliğe yükseldi. Derbide mağlup ayrılan Ten Cate İstanbul'a sıkıntılı gelecek. Vatandaşı Rijkaard da rahat sayılmaz.

Bayramın 2. günü İtalya'da müthiş bir derbi vardı. Her ne kadar diğer derbilerin gölgesinde kalsa da, Genoa - Sampdoria maçlarının bambaşka bir heyecanı vardır. Derby Della Lanterna yine şaşırtmadı. Olay, kavga, kırmızı kart ve gol, kazanan 3-0'la Genoa oldu.

23 Kasım 2009 Pazartesi

CHRIS KIRKLAND ve CRAIG FORREST'İN KADERİ

Tottenham'ın Wigan'a 9 gol atmasına en çok sevinen şüphesiz Craig Forrest'tir. 4 Mart 1995 yılında oyanan Manchester United İpswich Town maçında 9 gol yiyen Kolombiyalı kaleci, Premier lig tarihinde bir maçta kalesinde en çok gol gören isimdi. O maçı Manchester United 9 -0 kazanmıştı. Chris Kirkland da Tottenham'dan 9 gol yiyerek, Craig Forrest'in rekoruna ortak oldu. Ülkemizde meşhurdur Yaşar Duran, kendisi gibi Fatih Uraz’ın da yine İngiltere’den 8 gol yediğini hatırlatarak, bir anısını da şöyle anlatmıştı: ''Fatih Uraz, aynı zamanda oda arkadaşımdı. Bu maçların ardından o da benim gibi 8 yiyince, Fatih ile yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmez demiştim'' diyor. Forrest de Kirkland'ı arayıp teşekkür etmiştir. Şimdi en azından yanlız değil.