2 Nisan 2009 Perşembe

MOURINHO'YA YENGEDEN FIRÇA

Mourinho İtalya'da geçtiğimiz günlerde bir programa katılmıştı. "Chiambretti Night"a konuk olan Bay Karizma, bu striptizci yüzünden evde yengeyle kavga etmiş. Eşi Mourinho'ya, ''gözünü ondan ayırmadın. Bunu nasıl yaparsın ''diye fırça atmış. Portekizli teknik adam striptizciye bakmadığı yönünde yengeyi zor ikna etmiş. Aslında fotoğrafa bakılırsa, Mourinho hiç de oralı değil.

2010'DA AFRİKA'DA OLAMAYACAK YILDIZLAR

2010 Dünya Kupası Elemleri maçlarında alınan skorlar gösterdi ki, Afrika'da bir çok yıldızı izleme şansımız olmayacak. Dünyanın futbolda en büyük organizasyonu olan ve bir çok önemli yıldızların birarada olmasını sağlayan be dev organizasyonu konuk olarak izleyenlerden biri de Christiano Ronaldo olabilir. Portekiz, EURO 2008'de birçoğuna göre şampiyonluğun en büyük favorisiydi. Hatta onlardan biri de bendim ancak çeyrek finalden öteye gidemediler. Portekizdeki düşüş orda başlamıştı. EURO 96yla başlayan ve katıldığı her turnuvada oynadığı futbol ve istikrarla rakiplerinin saygısını kazanan Portekiz, Afrika 2010 elemelerinde 5 maçta sadece 6 puan toplayabildi. Bizden daha kötü durumdalar. Portekizle bizim ortak bir yönümüz daha var. Bizim 2002'de Dünya üçüncüsü olmamızda, Galatasaray'ın Uefa Kupasını alan kadrosunun çok büyük payı vardı. Portekiz'in Euro 2004'de final oynamasında da, Uefa ve Şampiyonlar ligi kupasını alan Porto'nun kadrosu etkiliydi. Onlar düşüş sürecine girdiler. Muhtemelen Afrika'ya gidemeyecekler. Ronaldo'nun olmadığı bir Dünya kupasına şimdiden hazır olun.

Portekiz ile birlikte aynı grupta yer alan İsveç'de de işler iyi gitmiyor. Onların da 6 puanı bulunuyor ancak 1 maçı eksik. Serie A'da bu sezon harikalar yaratan İbrahimoviç de Afrika'ya tatil amaçlı gidebilir. Euro 2008'i göz önünde bulundurursak, İsveç'in düşüşünü sürpriz olarak görmemek lazım.
Cech ve Milan Baros gibi yıldızlarda Afrika'da düzenlenecek turnuvayı televizyondan izleyebilir. Çeklerde, Euro 2008'de Milli takıma kaybettikleri maçtan sonra bir türlü kendine gelemdi. Futbolları düşüşte, bunda ülkenin iki önde gelen takımı Slavya prag ve Sparta Prag'ın da etkisi var. Yaş ortalaması 30'larda olan Milli takımı yenileyemediler. Bu süreç onlar için sıkıntılı geçecek gibi gözüküyor.

Euro 2008'de oynadığı futbolla gençleştirme operasyonunda başarılı bulunan Romanya'nın da Dünya Kupasına gitme şansı bana göre kalmadı. 30 yaşında olan Adrian Mutu da Dünya kupası görmeyebilir.

İskandinav futbolunun düşüşte olan bir diğer ülkesi de Norveç, aslında son yıllarda çok önemli başarıları yoktu ama turnuvalarda kendilerine yer buluyorlardı. Norveç'in en büyük gol silahı olan Jonh Carew de muhtemelen Dünya Kupası'nda boy göteremeden kariyerini noktalayacak.

1 Nisan 2009 Çarşamba

KEWELL ÜLKESİNİ DE BÜYÜLÜYOR

2010 Dünya Kupası Asya Elemelerinde Avustralya Özbekistan'ı 2 -0 yenerken, ülkesinin 2. golünü penaltıdan Harry Kewell attı. Japonya, Bahreyn, Özbekistan ve Katar'ın bulunduğu gupta Avustralya 5 maçta topladığı 13 puanla lider durumda. Muhtemelen 2010'da Afrika'ya gidecekler. Bu Harry Kewell'ın kariyerindeki son Dünya Kupası olabilir. Büyücünün Grup maçlarında da 3 golü bulunuyor. Avustralya Teknik Direktörü Pim Verbeek de Kewell'ın performasından oldukça memnun olduğunu söylerken, ''İstanbul Kewell'a yaramış'' diyor. Farklı bir oyuncu benim için bir kaç kez röpörtaj yapmak istedim ama kulüp izin vermedi. Galatasaray'da Hagi'den sonra izlediğim en iyi yabancı oyuncu.

LUCA TONI ŞİMDİDEN SOYUNDU

''Şampiyonlar Ligi kupasını Münih'e getirirsek, Marienplatz meydanında çıplak koşacağım'' bu sözler Bayer Munih'in İtalyan golcüsü Luca Toni'ye ait. Bizim rejide Ümit abi var. Beşiktaşlıdır ve futbolu çok sever. Geçen gün, ''Trabzonspor şampiyon olursa bordo - mavi bikini giyip Taksim'de dolaşacağım'' dedi. Eğer rakibim Barcelona olsaydı bende böyle bir açıklama yapardım. Bu arada Trabzonlularda sakın kızmasın.

JOSICO SAKAT DEĞİLMİŞ

Fenerbahçe'nin transfer sezonun son gününde kadrosuna kattığı Josico çalışma arkadaşım Mehmet Akçay'a önemli açıklamlar yapmış. İspanyol futbolcunun sakatlığı ile ilgili önemli açıklamlar yapmış. işte o açıklama:

''Benim imza törenim 2-3 saat gecikmenin ardından gerçekleşmişti. Ancak bu belirtildiği gibi benim sakatlığımla alakalı bir gecikme değil, tamamen Villareal kulübüne eksik evrak gönderilmesinden kaynaklanan bir sorundu. Şekip Mosturoğlu’nun neden böyle bir şey söylediğini anlayabilmiş değilim. Tabii ki insanlara da bu olayı böyle lanse ederseniz, bu şekilde düşünmeleri çok normaldir. Tekrarlamak istiyorum, benim kronik bir sakatlığım yok. Ayağımın arka bölgesinde bir sıkıntı hissetmiştim şu an da çok iyiyim. Futbol oynayan herkes de bu tür sorunlar olabilir. Ama ben 18-19 yaşında değilim. Mesela baktığınızda Linderoth da geldiğinden beri oynayamıyor, ancak onun hakkında bu tür şeyler söylenmiyor. Ben çalışmalarımı sürdüreceğim. Takımdaki yerimi almak istiyorum. Selçuk'un arkasında uzun süre yedek kulübesinde bekledim. O yüzden şans bulamadım. Ama insanlar sanki sakatlığım olduğu için oynayamadığımı sanıyor. Biraz öncede söylediğim gibi şu an çok iyiyim."

Kulüpler yabancı futbolcular da dahil bütün oyuncuları kendi resmi yayın organları dışında konuşmasına izin vermiyor. Dolayısıyla başta yabancılar olmak üzere futbolcular dertlerini anlatamıyor. Kulüp yöneticilerinin işlerine gelmediği için bu tür yöntemlere başvuruyorlar. Mehmet arkadaşımı da yaptığı bu röpörtajdan dolayı tebrik ediyorum.

17 Mart 2009 Salı

BİRAYLA MOTİVE


Bundesliga'da adım adım şampiyonluğa giden Hertha Berlin'in Macar oyuncusu Pal Dardai, 55 bin taraftara bira ısmarlama sözü verdi. Her maçta taraftara büyük ihtiyaç duyduklarını söyleyen Dardai, ''Kalan 10 maçın 4'ünü sahamızda oynayacağız. Bu 4 maçta en az 55 bin taraftar gelirse, sezonun son maçından sonra herkese bira ısmarlayacağım. Bir içmek istemeyene meşrubat ısmarlayabilirim'' dedi. Macar futbolcu, daha şimdiden bira devi Carlsberg'le anlaşma yaptığını, kulübünün resmi internet sitesinde açıkladı. Belki başka bir futbolcu böyle bir açıklama yapsaydı taraftar dikkate almazdı. Ancak Dardai Hertha'nın Bundesliga'ya yükseldiği 1997 yılından bu yana Berlin'de oynuyor. Taraftar için ayrı bir yeri var. Hertha Berlin'de 267 maçta 16 golü bulunuyor. Şimdiden kulübün efsaneleri arasına girdi. Kariyerinin son döneminde Bundesliga şampiyonluğu yaşamak istiyor. Eğer Hertha şampiyon olursa, bu kendisi içinde, takımı içinde bir ilk olacak. Bundesliga'nın bitmesine 10 hafta kala Hertha Berlin 49 puanla en yakın rakibi Bayer Munih'in 4 puan önünde zirvede yer alıyor.

16 Mart 2009 Pazartesi

INZAGHI'DEN 3. DALYA

Takımınız liderin 12 puan gerisinde... Avrupa Kupasına veda etmişsiniz. Milan İtalya Kupası'nda da yok. Bütün bu etkenlere rağmen attığı gole çılgınlar gibi sevinen bir adam Filippo Inzaghi... Inzaghi kariyerindeki 300. golünü Siena'ya attı. Inzaghi, Serie A'daki ilk golünü de 1992'de Leffe'de oynadığı sırada henüz 19 yaşındayken Siena kalesine attmıştı. İtalya da rekor 318 golle Roberto Baggio da, Milan ile 1 yıl daha sözleşmesi olan 35 yaşındaki golcünün Baggio'yu geçeceğini düşünüyorum.